17/12/2006 - ölüm...
24/9/2006 - Ölüm Hakkında İlginç Gerçekler |
|
| Amerikan Discover dergisi ölüm ile ilginç bilgiler yayınladı. İşte ölüm hakkında en çok merak edilenler: |

İlk ölüleri toprağa gömme işlemi, İspanya'nın Atapuerca bölgesinde 350 bin yıl öncesine kadar dayanıyor.
Bütün ölümlerin temelinde oksijen eksikliği yatar.
Ölümün ilk üç gününde enzimler yemeğe başladığınız gibi sindirilmeye devam ediyor. Parçalanan hücreler bağırsaklarda yaşayan bakterilerin yemeği oluyor.
ABD'de gömülen cesetler, toprağa her yıl ortalama 3 milyon litre sıvı bırakıyor.
Bİr İsveç şirketi, cesetleri çeşitli kimyasal maddelerle donduruyor. Ceset, bir tüpün içinde 6 ila 12 ay arasında ayrışıyor ve tamamen yok oluyor. Böylece çevreye zarar verilmediğini iddia eden şirket, buna 'ekolojik defin' diyor.
Hİndİstan'dakİ Zerdüştler, cesetleri akbabaların yemesi için açık alana atıyor.
İNGİLİZ Kraliçesi Victoria'nın kocası Prens Albert, bornozu ve elinin alçısıyla gömülmek için ısrar etmişti.
Madagaskar'da aileler akrabalarının kemiklerini çıkarıp törenle köyün etrafında dolaştırıyor. Daha sonra da kemikler yeni bir kefene koyulup yeniden gömülüyor. Eski kefen, yeni evlenene veriliyor veya çocuğu olmayanların yataklarına seriliyor.
19'uncu yüzyılda Mısır'da demiryolu inşaatı yapan şirket, mumyaları lokomotiflere yakıt olarak kullandı. Böyle büyük tasaruf yaptılar.
İngİlİz filozof Francis Bacon, tavuğu dondurmak istedi. Tavuğun içini karla dolduran Bacon, soğuktan hastalığa yakalandı. 1926 yılında da zatürreeden hayatını kaybetti.
Embrİyonİk gelişim döneminde organların oluşumunda bazı hücreler ihtihar ediyor. Eğer bazı hücreler ölmeseydi, ördekler gibi taraklı ayaklarla doğardık.
1907 yılında Massachussettsli bir doktor, özel bir ölüm döşeği tasarladı. Sonra da insan vücudunun ölüm anında 21 gram kaybettiğini rapor etti. Bu nedenle ruhun 21 gram tuttuğu varsayılıyor.
ABD'de insanların yüzde 80'i hastanede ölüyor.
ABD'NİN New York kentinde cinayet kurbanından çok intihar eden insan var.
İnsanlIĞIN başlangıçından beri 100 milyar insanın öldüğü sanılıyor.
| |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
30/11/2006 - sakız çiğnemek daha zeki yapıyor!:)
Sakız çiğnemek pek de yararlı bir uğraş olarak görülmez. Hatta kimilerine göre ciddiyeti bozar. Ancak İngiltere de yapılan bir araştırma sakız çiğnemenin yararlarını ortaya çıkarttı. İlginç deney ve sonuçları.
İngiltere de yapılan bir araştırmada, sakız çiğnemenin zekayı geliştirebileceği sonucu alındı.
Northumbria Üniversitesi ve Bilme-Kavrama Araştırma Birimi nin ortak araştırmasına göre, sakız çiğnemenin düşünme ve anımsama gibi idrakla ilgili işlevlerde olumlu etkileri belirlendi.
Üniversitenin Sinirbilimi bölümünden araştırmacı Andrew Scholey, araştırma sonuçlarını çok açık olarak değerlendirirken, sakız çiğnemenin hafızayı olumlu etkilediğini belirtti. Scholey, Sakız çiğneyen kişilerin hafıza testlerinde daha başarılı olduklarını ve daha çok kelime hatırladıklarını gördük dedi.
Sakızın naneli ya da mentollü olmasının bir fark yaratmadığını belirten Scholey, en önemli unsurun sürekli sakız çiğnemek olduğunu ifade etti. Andrew Scholey, araştırmaya katılan 75 kişinin, sakız çiğnemeyenler , gerçekten sakız çiğneyenler ve yalandan sakız çiğneyenler şeklinde gruplara ayrıldığını belirtti.
Araştırma sırasında deneklere resim, kelime ve telefon numarası hatırlatmaya yönelik sorular sorulduğunu kaydeden Scholey, Testlerden sonra gerçekten sakız çiğneyenlerin, sakız çiğnemeyenlere göre kalp atışları dakikada 3 kez, yalancı çiğneyenlere göre ise 1.5 kez hızlı attı. Kalp atışındaki artışın, idrakı artıracak derecede beyne oksijen ve glikoz dağıtımını yükseltmiş olabileceğini düşünüyoruz dedi.
Sakız çiğnemenin, ağzın sulanmasına bağlı olarak insülinin yükselmesine neden olduğu olasılığı üzerinde de durulduğunu belirten Scholey, Beyinde, öğrenme ve hatırlama için önemli olan insülin alıcı sinirlerin bulunduğu biliniyor dedi.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/11/2006 - korkunun anatomisi
Tehlikeyi hissettiği anda beyin önce korkunun sahici olup olmadığını test eder. Eğer tehlike gerçekse hemen vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirir
Dünyada her geçen gün artan siyasi gerilim, insanoğlunun içine endişe tohumları ekiyor. Ve en ufak bir uyarıcıyla tetiklenen ‘kronik endişe’, kişinin ölümüne bile neden olabiliyor. Time dergisi, son sayısında işlediği korku ve endişe dosyasında, korkunun insana ne kadar zararlı olabileceği ve korku girdabına girildiğinde neler yapılması gerektiğini bilimsel araştırmalar ışığında değerlendiriyor. Körfez Savaşı’nda Irak’ın İsrail’e düzenlediği Scud saldırılarında ölen yaklaşık 100 kişinin katili Saddam’ın füzeleri değil, aşırı stresin neden olduğu kalp kriziydi. Bu örnek, korkunun neden olduğu stresin kişiyi öldürebilecek kalp krizlerini tetikleyebildiğini ortaya koyuyor. 11 Eylül ‘vücut kimyasını’ bozdu 11 Eylül saldırılarının ardından yapılan bir araştırmada da, özellikle kalp hastalarında her zamankinin iki misli oranda ve öldürücü sayılabilecek nitelikte kalp ritm bozukluğu belirlendi. New Jersey Robert Wood Johnson Tıp Okulu’ndan Dr. Afton Hassett ve Leonard Signal, "Kronik üst düzey alarm durumunda yaşıyoruz. Tehlike her an, her yerden herhangi bir uyarı olmadan gelebilir" diyerek insanoğlunun, 21. yüzyıl insanının ruh halini özetliyor.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/11/2006 - sınav stresi
Sınav öncesi öğrencilerin üzerinde büyük bir yük vardır.Dersler birikip ağırlaşmıştır, beklentiler yüksektir. Nasıl başaracağını bilememektedir.
Bu gerilim içerisindeki genç çoğu zaman karamsarlığa düşer , ümitsizlik duyguları gelişir. Daha sonra mücadeleyi bırakıp yenilgiyi kabul eder.
Pek çok zeki genç bu nedenle başarılı olamamaktadır. Sınav öncesi olumlu düşünce gücünü kullanmayı başarabilen genç ise zorluğu aşmayı başarabilmektedir.
Yapılan araştırmalar sınav öncesi kaygı düzeyinin ameliyat öncesi kaygı düzeyinden bile yüksek olduğunu göstermiştir.
Kız öğrencilerde erkek öğrencilere göre sınav stresi daha yüksek çıkmaktadır. Bunu önemli bir nedeni onlara okumak için verilen şansın az olması olabilir.
Sınav gerilimi yaşayan bir gencin en çok söylediği sözler şunlardır.
“Yemek yiyemiyorum, uykularım kaçıyor, hayattan zevk alamaz oldum, başaramazsam ölsem daha iyi, kazanamazsam mahvolurum”.
SINAVA VERİLEN ANLAM
Sınav kişiliğin değerlendirilmesi değildir.Öğrencinin bilgi ve çalışmasının değerlendirilmesidir.
Öğrenci başarılı ise iyi öğrendiği , başarısız ise iyi öğrenemediği ortaya çıkar. İyi insan veya kötü insan olduğu ortaya çıkmaz.
BAŞARI BASKISI
Sınavda başarısız olunabileceği düşüncesi başaramamak korkusuna dönüşür. Başaramama korkusu kaygı düzeyini yükseltir.Kaygı düzeyinin yükselmesi beyinde stres hormonları salgılatır.Stres hormonları öğrenme yeteneğini düşürür.Böyle bir kısır döngü ile başarısızlık ihtimali yüksektir.
Çözüm başarıya verilen anlamda yatar.
“Başarırsam hayatımın önemli bir dönüm noktasını aşacağım.Başarısız olmam aptal , beceriksiz bir insan olduğumu göstermez.Daha fazla çalışmamın gerektiği ortaya çıkar”, denilmelidir.
BAZI ALTIN ÖĞÜTLER
- Sınav başarısı birinci amacınız olmalı , tek amacınız olmamalı.
- Düşünceler endişelerimiz geriliminizi arttırıyorsa öğrenme yeteneğinizi azaltacaktır.
- Zihninizdeki endişe ve korkuları rafa koyun , sınav sonrası düşünün.
- Kazanamamak dünyanın sonu değildir.Kesinlikle başka bir çıkış yolu vardır.
- Stres var panik yok.
- Şimdi çalışma zamanı.
- Geçmişteki başarılarınızı düşünün.
- Öğrenemediklerinizi değil öğrendiklerinizi düşünün.
- Az stres faydalıdır , öğrenmeyi artırır.
- “Başarmam gerekir” değil “Başaracak gücüm var “ demelisiniz.
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/11/2006 - matematikte başarılı olmak yetenekle mi,yoksa başarılıklaa mı il
Kimi insanlar için matematik çok zor gelir, başarılı olamadıkları için de bu dalı pek sevmezler. Herkes matematik dáhisi olamaz, ama belli ölçüde matematiği herkes anlayabilir diyor bilim insanları.
 Matematik sınavı yaklaştı. Sayılar, denklemler ve problemler aklınıza bir türlü yerleşmiyor mu? En iyisi oturup çalışmak. Yoksa kimi insanlar için çalışmak boşuna mı? Hayır, hiç de değil, belli ölçüde matematiği herkes öğrenebilir.
Matematikte başarılı olmak "matematik anlayışı" gerektirir. Matematik anlayışı ise soyutlama yetisi, mantıksal düşünce ve yaratıcılığın bir kombinasyonudur. Ve tahmin edeceğiniz gibi buradan yeteneğe geldik. Sonuçta her insan aynı derecede yaratıcı değildir. Ve birçok matematikçi ailelerine baktığımızda, matematik yetisinin de diğer bazı yetiler gibi kalıtsal olduğunu görürüz.
Kanadalı bilim adamları
Fakat Kanadalı bilim adamları, anne ve babası matematikte başarılı olmayan çocuğun bile matematik yetisini geliştirebileceğini söylüyorlar. Bilim adamları araştırmaları sırasında, okul öncesi döneminde çok iyi öykü anlatabilen çocukların daha sonraları matematikte başarılı olduklarını saptamışlar. Bu nedenle okul öncesi çocuklara, öykü anlatmayı öğretilmesi önerilmekte.
Bununla birlikte matematikle ilgili temel bilgileri bilmeyenlerde yetenek de fayda etmiyor. Bu yüzden matematik dersinde anlatılanları ve öğretilenleri dikkatlice takip etmek çok önemlidir. Ve anlatılanları öğrenip, ev ödevlerinizi büyük bir merakla yaparsanız, matematiği kavramanın dahi olmadan da mümkün olduğunu görürsünüz.
Tabii sadece formülleri ezberlemenin işe yaramadığını siz de biliyorsunuz, önemli olan işin mantığını kavrayıp uygulayabilmek sonuçta. Matematik konusunda büyüklerinizden yardım aldığınızda, onlardan, size çözümü söylemelerini değil, çözüme giden doğru yolu bulmanızda yardımcı olmalarını isteyin.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/11/2006 - dağınıklık sendromu
Bilim adamları, evrak yığılı ve dağınık masaların, çalışanları hasta ettiğini keşfetti. Bilgisayar monitörleri üreten NEC-Mitsubishi adlı grup tarafından yaptırılan araştırma, bu rahatsızlığın varlığını ve milyonlarca çalışanın bu durumdan etkilendiğini ortaya koydu.
Ofis çalışanlarında görülen bu rahatsızlığı, 'dağınık masa sendromu' olarak adlandıran bilim adamları; uzun çalışma saatleri, karmaşık masa düzeni ve işlerin kötü gitmesinin çok sayıda kişinin ruhunda derin yaralar açtığını ifade etti. Araştırma, düzenli tatiller ve kişinin masa düzenini kendine göre ayarlamasının, hastalığın ortaya çıkması ihtimalini azaltabileceğini de ortaya koydu. 2 bin kişinin katıldığı ankette katılımcıların yüzde 67'si, iki yıl öncesine göre daha çok masa başında olduklarını söyledi. Bu kişilerin yüzde 40'ı da günlerini geçirdikleri masanın dağınıklığından şikayetçi oldu. Ankete katılanların yüzde 35'i sırt ve boyun ağrılarından şikayet ederken, bunu da masalarında rahatsız pozisyonda oturmalarına bağladı.
Nasıl tedbir alınır?
● Masanıza özel bir eşya yerleştirin.
● Stresi azaltmak için masa düzenine daha çok dikkat edin.
● Sırt ağrılarına karşı sürekli dik oturmaya özen gösterin.
● Masa başında beş dakikanızı esneme hareketlerine ayırın.
● Konsantrasyonu ve genel sağlık durumunu iyileştirmek ve iş arkadaşlarınızla iletişiminizi güçlendirmek için düzenli aralıklarla masadan uzaklaşın.
● Masanızda, iş dışındaki hayatınızı hatırlatacak nitelikte size özgü bir nesne bulunsun.
● Masa başında çalışırken enerjinizin düşmemesi için bol su için ve ortamın fazla ısıtılmamasına dikkat edin.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/11/2006 - beyin hareketleri nasıl öğreniyor?
Yeni bir beden ya da dans hareketi öğrenmek istediğimizde, beynimizde önce bu hareketlerin kaba taslak çizimleri yapılmakta ve bunlar daha sonra ayrıntılı hale getirilmekte.
Amerikalı bilim adamları bu ilkeyi bir çubuk üzerinde dengelerini yitirmemeleri gereken farelerle yaptıkları deneyler sırasında keşfettiler. Duke Üniversitesi bilim adamlarından Rui Costa’nın konuyla ilgili araştırması ‘Current Biology’ dergisinde yayımlandı. Deney hayvanlarının beyinlerine sinir hücrelerinden yansıyan elektrik tepilerinin ölçülmesine izin veren zar inceliğinde teller aktarılmış. Bilim adamlarının en fazla ilgisini çeken özellikle de daha önceki araştırmalarda hareketlerin öğrenilmesinden sorumlu tutulan, motor korteks ve dorsal doku tabakası olmuş. Fareler daha sonra git gide hızlanan bir çubuk üzerine yerleştirilmiş. Üç gün tekrarlanan bu alıştırmalar sırasında hayvanların dengelerini ne kadar iyi koruyabildikleri izlenmiş. Hayvanlar ilginç bir şekilde en büyük gelişmeyi ilk alıştırma evrelerinde göstermişler. Bu öğrenme etkisi motor korteks ve dorsal doku tabakasındaki etkin sinirlerin artışıyla ortaya çıkıyor. Daha sonraki alıştırma evresinde başarının yavaşlaması sinir etkinliğindeki motifin değişmesiyle ilgili.
Öyle anlaşılıyor ki hareketlerin ayrıntılı bir şekilde işlenmesi sırasında iki beyin bölgesi farklı görevler üstleniyorlar. Bilim adamları şimdi elde ettikleri sonuçlar sayesinde, Parkinson ve Huntington hastalığıyla ilgili yeni bilgilere ulaşmayı umuyorlar.
|
|
Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Ömür Boyu Eşek Olacağına Bir Süreliğine İnek Ol!
Kategoriler
Arkadaşlarım
• wuslat • ebrulee • het • gogo2006
|